27 Temmuz 2011 Çarşamba

Ben deli miyim?

Saat tam olara 07.02.Hayır hiç uyumadım.Evet uyku düzenimin tekrardan ağzına sıçtım.
Tam düzeltmişken bende normal insanlar gibi en geç 3 te yatıp en geç 12 de kalkan bi insan olmuşken.Her sabah aşk-ı memnu izlemenin verdiği mutluluğu yaşıyoken bi geleneği bozdum ve uyku düzenimin tekrardan içine ettim.Aslında iyi mi oldu bilemiyorum ama benim en verimli olduğum zamanlar bu zamanlar sanırım.Demin resim çizdim mesela.Hoş oldu.Şuan bunu yazıyorum mesela.Sıcaktan kendi ter kokum yüzünden zehirlenip ölmediğim sürece endişelenmeniz gereken bişey yok.
Aslında burayı çok seviyorum.Çünkü bana ait.Eskiden 'herkes'e açıkken yazamıyordum.Artık bu benim günlüğüm gibi.Hem annem okucak derdi de yok.Yeri gelmişken söyliyim 3 sene önce annemin günlüğümü okuması büyük facialara yol açmıştı.Sonra da töbe ettim valla bidaha da yazmadım.
Asıl konuya gelirsek ki konu ne onu da pek bilmiyorum.Hmmm.Evet.Konu arkadaşlık.
Sizi bilmem ama ben nerde zor ve bencil insan var gider onu bulurum.Bu sevgili durumlarında da böyle arkadaş durumlarında da.Bugün eğer uyumayı başarıcağım gibi uyanmayıda başara bilirsem 'eski' en yakın arkadaşımla görüşücem.Kendisiyle aramız bozuk.Çünkü bana çok çok ama çok kırıcı laflar etmiştir kendisi.E haliyle bende soğudum.Ama hala bi şekilde bağlarım kopamıyorum.Buda onu çok sevmemden kaynaklanıyo sanırım.Çevremde ki diğer en yakın arkadaşlar duruma benim salak olduğum eleştirisinde bulunuyolar.Evet salağım.Ama gerizekalı asla!! wkaıjfoh(şair burda asena'ya bi gönderme yaptı)
Neyse,bugün onunla buluşup konuşucaz aramızda ki sorunları vs.Aklıma şey geldi.Bi eski sevgilimle sürekli aramızda ki durumu 'konuşmak' için son buluşmamız diye buluşurduk ama o hep son buluşmalarda tekrar barışmış sevgili olmuş bi biçimde evimize dönerdik.Buda bana onu hatırlattı.Konuşma nereyke gidicek ne olucak hiç bi fikrim yok ama ben karşımdakine pek dayanamam.Güzel şeyler derse yumuşarım hemen.Sanırım yine böyle olucak.
Yine de bu giden zamanı geri getirmiyor ya.Ya da kırıılan kalbi tamir etmiyor.Bu her defasında 'son'la başlayan konuşmalar bitmese de hiç bi zaman eskisi gibi olmuyor.

Zamanın kıymetini bilin.
adioss.

13 Temmuz 2011 Çarşamba






Oturduğu sandalyesinden tavana bakarken aslında dünyanın o kadar da büyütülecek birşey olmadığını düşünüyordu.Aşkında öyle tabi.
Aşk..Aşk..Gerçekte neydi ki?
Birçok bilim adamı bunun hakkında tezler sunuyor.Hatta çikolata yediğimizde aşık olduğumuz da salgıladığımız hormonu salgılıyormuşuz.
”saçmalık!”
”Öyle olsa hergün yediğim çikolataya aşık olur,onunla evlenirdim” dedi.
Sonra da bugünün bu tür konuları düşünmek için fazla sakin olduğunu farketti.
O ne gürültüyü severdi ne sessizliği.Aşık olduğu tek şey yağmurun yere hızla düşerken çıkarttığ o sesti.Eğer birgün parfüm kullanacaksa da bunun yağmurdan sonra ki toprak kokusu olmasını isterdi.
O herkesten bi parça alır herkese birşeyler verirdi.Hayatına,yatağına çok insan girmişti.Peki ya ruhuna?
Eğer onun ruhuna girmesine izin verseydi belki de yeni bi çöküşü hızlandıracaktı.Bilirsiniz işte çöküş..
Artık hayattan yorulup ruhumuzun şarj olmaya ihtiyaç duyduğu zamanlar.O yine herzaman yaptığı şeyi yapardı.Okurdu.
Okadar çok okurdu ki rüyalarına girerdi.Ne zaman Agatha Christie’n okusa onu birinin öldürmek istediğini düşünür endişelenirdi.
Deliydi,ama herkes gibi.
İnsanlar müzik dinlerdi,o müziği içerdi.Koşup oynadıktan sonra susamış bi çocuk gibi bütün sürahiyi kafasına dikerdi.
Hiç birşeye tam anlamıyla doymazdı.Hep daha fazlasın isterdi.Bu yüzden ruh çöküşleri hep en ağırından olurdu..
Ona doyamayışını hatırlıyordu..Hayır onu sevgiden parçalayaşını.
Gidişini hatırlıyordu..Hayır çöküşünü..
Kokunu hatırlayamıyordu..Hayır ağlamıyordu.
Herkes unutulurdu..Hayır unutamıyordu.
Deliydi biraz,herkes gibi işte.
Ama çöküşleri hep daha ağır olurdu.Hiç birşeye tam anlamıyla doyamazdı.Ona hiç doyamazdı.Herşeyi tüketene kadar sömürürdü.
Onu hep tüketirdi..Parfüm kullanmazdı..Kokusunu hatırlayamıyordu..
Tanrım!Deliriyor mu?
Herke gibi işte..Herkes biraz deliriyor.

24 Haziran 2011 Cuma

Sonra gün gelir..pardon o gün hiç gelmez

Bu yazı size değil bu yazı bana değil bu yazı hiç var olmamış ama hep içimizde olan 'birilerine'.

Bugün yeni bir kitaba başladım.. ''Lüsyen''.
O yıllarda 60 yaşında olan Abdülhak Hamid Tarhan ve 18 yaşında olan Lüsyen'in aşk hikayesini anlatıyor.
Daha sayfanın başlarındayım aslında.Sonrasın da ne olucağını hiç bilmiyorum.Yine de bu depresif halimle birşeyler demek istedim.Başta 'onu' yazmak istedim.Sonra 'kendimi' sonra biraz onu bunu şunu.Sonra vazgeçtim ve sadece var olmayan ama sürekli aramızda olan şeylerden bahsetmek istedim.
Duygulardan,ruhlardan,hissetiklerimizden.
Aslında bi yerde aynı kapıya çıkan şeyler olsada aslında çok fazla farklı.Bu tıpkı konulduğu kabın şeklini alan su gibi.Görünür de su aynı su.Fakat şekli farklı.
Neyse Abdülhak'adönelim biz.Kendisini sadece ad olarak tanırdım sürekli uyuduğum edebiyat derslerinde de adı geçerdi kendisinin. Benim böyle herhangi biriymiş gibi bahsettiğime bakmayın dönemin en ünlü şairiymiş kendisi.Anladığım üzerede Lüsyen'e aşkı o yıllardan bu yıllara gelip kitaplar konu olacak kadar güçlüymüş.Abdülhak çok kadınla birlikte olmuş.Kadınları gönlünü eğlendirmeyi pek seven biriymiş.Aslında isteğim onu anlatmak değildi.Onu anlamaya çalışıp kendimi karşımdakini belki de bi çok insanı anlamaya çalışmaktı.
İnsanlar neden sadece bukadar çok kendini düşünmeye odaklamış ki kendini.
Karşındakini düşünmek çok fazla ürkütüyo insanları.Bazıları da başkalarını değil de en çok kendini kandırmayı severler.Duygularını gömerler.
Oysa en acı şey birine 'alışmak'.Alışmak kolay aslında.Bi insan herşeye alışabilir.Hayvanlara,eşyalara,insanlara.Bi süre bi yerde yaşadığın da oraya alışırsın ve bırakmak sana zor gelir.Çoğu kişi yeniyi sevmez,yeniden korkar.Yeni bişey demek herşeyi başa samak herşeyi yeniden yaşamak demek.Ve insanlar hep kolay olanı seçer.
Düşünsenize 60 yaşında bir adamla 18 yaşında ki insanların aşklarını.Şu devirde bile böyle birşey yaşandğın da insanlar neler söyler.Oysa kime ne ki? Birbirlerine ne hissettirdiklerini onlardan başka kim bilebilir.Ve ozaman bile böyle birşey yaşamaya cesaret edebilen insanlar  aşka en çok yakışan insanlar.
Aşk bi muamadır.Kapalı bi kutudur.İçinden ne çıkıcağını hiç bi zaman bilemezsin.Zaten güzelliği heycanı da budur.Ancak bunu göze alabilen insanlar aşka yakışabilirler.
Yazıyı kişiselleştirirsek,
'Sizlere' demek istediğim,hiç bir zaman korkak olmayın.Hayatı en güzel cesur olanlar yaşar.
'Ona' söylemek istediğim,sen hiç aşka yakışmadın sevgilim.Çünkü sen hep korkaktın.
Ve bilirsiniz ki aşk cesur olanlara yakışır.
Tıpkı Lüsyen ve Adülhak Hamid Tarhan gibi..


ps:Can Dündar'dan Lüsyeni okumanız tavsiye edilir.

20 Mayıs 2011 Cuma

Set aşkı bambaşka

.

Bu ara beni en çok mutlu eden site polyvore. Gerçi bugünler de ona bile girmek istemiyor canım havalar beni iyice çarptı sanırım.
Bunu 23 gün önce yapmışım.Şu seti yapmak için 468484 kaç saat her markadan ordan burdan bütün kıyafetleri ağzımın suyu aka aka incelediğimi bilirim.
Ama herşey bi yana Melissa Westwood ayakkabıları bi yana.
Bir de geçen haftalar da bizim burda ki sosyete pazarından sırf görüntüsü için çakma Chanel N'5 aldım tamam kötü olucağını zaten almadan önce kabullenmiştim ama Chanel adı altında sabun vari bi kokuyu neden içine koyarsınız ki? insan azcık benzetir ya :( Neyse tabi ben çözümümü buldum normal de kullandığım parfümü o şişenin içine döktüm.Onun Chanel olmadığı bilsem de görünce mutlu oluyorum en azından. 
Buda böyle bir set oldu ilk defa buraya yaptığım seti koydum çok sevdim şuan hep koyasım geldi.
Yeni setlerde görüşürüz.



Bunlar da fiyatlar oluyor:
. by Luna 838 featuring gold plated jewelry
Embroidered dress
$36 - delias.com

Melissa gold shoes
$189 - idontlikemondays.us

Bow handbag
gifts.myer.com.au

Floral brooch
6 GBP - hannahzakari.co.uk

Isharya brass jewelry
$95 - net-a-porter.com

Kenneth Jay Lane gold plated jewelry
$100 - net-a-porter.com

(3-Pack) Nail Polish
$15 - americanapparel.net

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Kader beni neden yoruyosun?

Şimdi benim bu aralar kimseyle konuşasım yok.Kimseye mesaj atasım falan da yok hatta yazı yazasım bile yok öle mal bi haldeyim.Ama gece saat olmuş 3 ve ben acayip derece de sıkılıyorum.
Bende yeni bi hastalık başladı.Aslında tamam pek yeni değil ama bu aralar daha fazla olmaya başladı.
Mesela birini görüp beğeniyorum,ama daha tanımıyorum bile bikere bile konuşmamışız.Böyle garip bi hayal kurma olayını giriyorum işte ''çıksak nasıl olur bence acayip yakışırız tarzımızda uyuyo yani'' falan demeye başlıyorum.Sonra o kişiyle bi iki kere konuşursak sanki bana aşkını ilan etmişte düğün hazırlıkları yapıyomuşuz gibi bi duruma giriyorum.Hele de çok beğenmişsem sürekli onunla ilgili hayaller kuruyorum gece önce ilk buluşmamızda ne giyceğimi düşünüyorum sonra bulamayıup 2 saat sinir oluyorum daha sonra ilk öpüşme ilk sevişme falan diye gidiyo bu.
Sonra düğün davetiyemizden gelinliğime kadar gidiyo bu olay.Sonra bide daha tam olarak tanımadığım için kendi kendime triplere giriyorum ona her yazana ''kim bu yorum yazan sürtük zaten bi boka benzemiyo'' derkeeen bigün sevgilisi olduğunu öğreniyorum.
.....
Tüm hayallerim yıkılıyo,o düğün davetiyelerini beynimde yakıyorum.Durum buraya kadar kaldığın da güzel de bazen durum böyle kalmıyo.Biz çok güzel konuşuyoruz falan böle muhabbet baya ilerliyo. Yavşasam olmaz sevgilisi var ama konuşurken de ağzım beş karış açık kalıyo falan.Ayrıca sevgilisi olduğunu da söylemiyo hani.
Ben böyle mal gibi kalıyorum ne yapsam bilemiyorum.
Kaderim yine ve yeniden ağzıma sıçıyo.

29 Nisan 2011 Cuma

Rüyalarda buluşursun bazen

İnsanın kalbi yalnız bir kez öyle çarparmış.
”ben seni her gördüğüm de heycanlanıyorum” derdi.
Hani aşk yalnız bir kere olurdu.Öyle inanmıştık.
Arkama bile bakmadan çıkmıştım o kapıdan,yapmamalıydm.
En azından son bir kez sarılsaydım unutmazdım sıcaklığını.
Her beden aşk’ı unutturamazmış.Unutturdu mu?
Belki de son kez konuşurken susup yalnızca ‘hep sevdim,sevicem’ demeliydim.
Birşeyler değişir mi?Sanmıyorum.
Yine de belki bir gün rüyasında beni görürdü.


Gözlerim kapalıydı elleriyle,güldüm.
Bu şakayı hiç sevmem bilirsin.
Adını söylediğim de nasılda şaşırdı.”nerden bildin ben olduğumu.”
”Çünkü kimsenin eline dokunduğum da böyle hissetmedim.”


İnsan yalnız bir kez aşkı hissederdi.Beni buna inandırmıştın.Hani yalnız bir kez öyle delice içinde hissederdi.Söylesene,benden sonra hiç böyle hissettin mi?

20 Şubat 2011 Pazar

o ve o

O,bana binlerce güzel kelime yazar hergün,hergün farklı şaşırtıp mutlu etmeye çabalar,ama ben hiç bi zaman yetinemem bununla.
Ama o,sadece tek bi kelime eder,beni şaşırtmaya da çalışmaz aslında ben hergün kendi kendime şaşırırım her yazdığına,sadece ufacık bi cümle söyler bana ve ben dünyanın en mutlu insanı olurum o anda.
O,herşeyi görmezden gelebilicek kadar sever beni,bana güvenir,sadıktır,ben ihanet ederim yalan söylerim.
Ama o,beni inandırmak için hiç bişey yapmaz yine de tüm hücrelerim inanır o‘na.
O,gözlerime baktığın da hiç bi zaman içim titremez,dokunduğunda terlemem,gözlerimi kaçırmam ondan,bana iltifat ederken yanaklarım kızarmaz ‘seni seviyorum’ dediğin de kalbim kulağımda gibi atmaz.
Ama o,gözlerime baktığı her an içimi titretir,dokunduğunda terlerim,ne zaman bana baksa gözlerimi kaçırırım,bana iltifat ederken yanaklarım kızarır utanırım,’seni seviyorum’ dediğinde kalbim öyle bi çarpar ki kulaklarım sağırlaşır.
Ve ben bombok bi durumdayım.